kendin olmak lazım önce, sonra başka vücutlara da girebilirsin belki ama yine de sen olacaksındır özünde. hayatıma girmesini istediğim hanımefendiler nedense kendilerini hep başka birileri gibi yansıtmak istediler; hayata, dünyaya, bana... ama olmadı, neden biliyor musun? bir bedende birden çok kişiliği yaşatmayı beceremediler, ne kendileri olabildiler ne de istedikleri kişi. biri "november" olmak istedi, biri "salomé" ama ben ne "nelson moss" olabilirdim ne de "nietzche" veya "freud"... ne kendimi düzeltmek için hayatıma birinin girip düzelttikten çıkmasına ihtiyacım vardı, ne de acı çekmek için birisine... ben kendimdim yaaa, "mutlu" idim; hani şu adıyla ruhu ters düşen. istediğim tek şey sevilmekti, sevmek bu kadar mı zordu beni; bu kadar mı hayalperesttim sevilebileceğimi sanarak?.. ağlamak mı zordu, ağlatmak mı, yoksa birinin senin yüzünden ağladığını görmek mi?.. susmak herşeyi halledecek miydi, birşeyleri gizlemek veya? kader miydi sevilmemek, kader yok muydu yoksa? ipler bizim elimizde miydi, birilerinin kuklaları mıydık acaba? boş bir sayfa mıydık doğduğumuzda, herşey yazılmış biz sadece bazı kelimeleri/cümleleri karalıyor muyduk yaşadıkça? yolculuğumuz belli miydi A şehrinden B şehrine, A şehrinden başlıyorduk da nereye gideceğimiz bize mi bağlıydı bu sahte dünyada ; yok muydu bir yolu sana ulaşmamın?
söz bitti galiba..........
Hiçbir kapıyı açmayan anahtar
12 yıl önce

şaka mısın lan sen
YanıtlaSil